Aziz Kemal Burkay...

HAKKIMIZDA

Çok iyi biliyorum, ancak yine de yazıyorum: Türklerin gerçek tarihlerini öğrenmelerini engelleyen, asırlardır uyuyan ve uyutulan Türklere özel olarak hazırlanmış ve ithal edilmiş uydurma tarihleri öğreten lobiler bu kitabın yayınlanmasını bir şekilde engelleyeceklerdir.


Çalışmalarım ve tespitlerim doğruysa, bilime ve insanlığa bir faydası olacak ise mükâfatını RABBIM’DAN dilerim. Hatalıysam RABBIM’IN Rahmetine, Şefkatine, Affına sığınırım.


Aziz Kemal BURKAY


Bu sitenin sahibi 17 Mayıs 1946 yılında Elazığ Maden'de doğmuştur. Üç yaşlarında babasını kaybedince sakat anacığı ile yaşamaya başlamış. Annesi birkaç yıl sonra tekrar evlenmek zorunda kaldığında ise dedesi ve ninesi tarafından büyütülmüş.


Bugünkü bilimsel çalışmalarının ve başarılarının temelinde yatan oldukça ciddi olduğuna inandığımız birtakım verileri okuyucuların bilgilerine iletmek istedik. Bu veriler, Buharalı'nın bu engin görüşlerinin anlaşılmasında önemli rol oynayacaktır.


Erken gençliğinin geçtiği Ergani'de, kasaba çevresin de oluşan "hortumlara" bakmak, içinde olup bitenleri anlayabilmek için pür dikkat beklemek, yetişebildiklerinin içine girip; hortumun içinde oluşan hareketleri, olayları kavramak, anımsadığı ilk tutkularından biriymiş. Bazen vücudunu ıslatıp hortumun içine girdiğini, hortumun içindeyken gözlerini açamadığı için bu yola başvurduğunu, olayları vücudu ıslak olduğu zaman daha iyi duygulanacağını, bu nedenle birçok kez hastalandığını anlatıyor.


Buharalı, ilkokul çağlarında iken su dolu havuzlarda yaptığı deneylerde, su üstündeki yaprakların bir yere gitmediğinin farkına varıp; öylesine kötü alışkanlıklar edinmiş ki; çoğu kez suyun içinde fazlaca kalmaktan dolayı vücudu keçeleşip yatalak hasta olmuş. Kendisi anımsadığı o günleri anlatırken " ağzıma aldığım hortumla suya göz hizasına kadar girip, saatlerce dışarıdan iplerle kontrol ettiğim taşları havuza atıp oluşan dalgaları, suyun altından izlemek için, fazlaca kalmaktan dolayı, suyun deride yaptığı ıstıraba katlanmak zorundaydım" diyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi yaptığı özel düzeneklerle havuzun içinden dışarıya taş attırıp, dalgalardaki farklılıkları ters yönde inceleyecek kadar dalga tutkusu gece gündüz tek amacı olmuş. Burkay öylesine ileri gidiyor ki; bakır cevheri çıkarılan Madende dinamit fitillerinden artan ar tık fitillerin barutları ile patlayıcılar yapıp, renkli boyaları durgun havuz suyuna bırakıp - kendisi de suyun için de olmak koşulu ile- patlatırmış! Amacı dalga hareketini renkli boyaların izlerini dalgalardan izlemek! Çoğu kez hayati tehlikeler atlatmasına rağmen bu çılgınca deneylere devam etmiş.


"Çevre, insanlar, eşyalar hareket eden aracın altından bakılırsa acaba nasıl görünür? " diye düşünür dururmuş. İşte, ipe sapa gelmez böyle bir soruya cevap bulabilmek için kendisini maden cevheri taşıyan o kocaman arabanın altına " diferansiyel " ayaklarından bağlayıp elleriyle de arka gövdeyi tutarak gözlem yapmaya kalkmış. O gün çevreden görüp yetişenler tarafından kurtarıldıktan sonra, tam anlamı ile "İSTENMEYEN ÇOCUK" ilan edilmiş. Babasız oluşu ve dedesinin saygın kişiliği sayesinde bu garip ve tehlikeli davranışlarını dayak yemeden atlattığını söyleyen Buharalı, o günden sonra Maden de İngiliz Kemal olarak anılmaya başlamış.


Amerikalılardan önce aya gitmek için, 1957'de barutlarla içini doldurduğu silindirik Kanada peynir kutularının birisini roket yapıp ateşlediğinde, çevresindeki bütün evlerin camlarının kırılması ve 10 gün kadar yakınlarından saklandığı bir başka anısı.


Yine İlkokul çağlarında bakır fabrikasında maden potalarında vagonlara dökülen eriyik bakır madeninin etrafa saçılan küçüklü büyüklü taneciklerinin neden hep yuvarlak taneler, küreler gibi olduklarını araştırması ve erittiği kurşun taneciklerinin de küreler olma eğiliminde olduklarını gözlemesi; bilimsel yaşantısındaki en değer verdiği olaylardan birisidir.


O günlerden sonra yaramazlıklarını durdurduğunu ve çevreye ve kendisine daha etkili zararlar vermeye başladığını anlatıyor ve karlı soğuk havalarda, “nasıl oluyor da soğuk hava burundan giriyor ve hemen vücut ısısına ulaşıyor" sorusuna o çocuksu duygularla cevap aramaya çalışırken zatürreden zor kurtuluyor.


Saygı ve minnetle andığı Nineciğinin, Buharalı'nın evde yaptığı deneylere göz yumduğunu, hatta o yoksul haliyle bile; tel, mıknatıs, lehim vs. alması için harçlık verdiğini gözleri yaşararak anlatıyor ve bu arada ninesinin şu sözünü hiç unutamadığını söylüyor: "Oğlum, zengin bir aile olsaydık, sana her istediğini mutlaka alırdım"…


Ninesini saygı ve Rahmetle ile anan Buharalı, ona çok şey borçlu olduğunu söylüyor. O denli çevresine zararlı bir torunu seven, sevgi örneği, bilim aşığı bir nineydi diyor. Hatta çoğu kez; " bana da anlat, bu mıknatısı döndürünce bu ampul nasıl yanıyor?" diye sorduğunu ve durmaksızın kendisine moral verdiğini söylüyor.


Buharalı, 1963'de elektronik ve ileri seviyede deneylere dayalı fizik alanlarında çalışmaya başlıyor, çalışıyor, okuyor, deney yapıyor, kazanıyor ve akademik eğitimi seneler sonra ABD de birçok ilişkin branşlarda kendisini yetiştirerek alıyor.


Çok sevdiği sakat anacığının iyi kötü terzilik yaparak destek sağladığını, ancak ninesi kadar bilimsel araştırmalara yumuşak yanaşmadığını, bu nedenle annesiyle geçinemediğini ifade ediyor. Buharalı'nın, özel yaşamında da, bilimselliğin dışında kelimenin tam anlamıyla GEÇİMSİZ BİR İNSAN olduğunu gözlüyoruz. Zaten bu da her halinden belli oluyor.


Buharalı'nın hiç unutamadığı bir tutkusu da; arka ayaklarıyla gübreden bilye yapan GÜBRE BÖCEKLERİNİ İZLEMEK! Bu böcekleri izlemek yazara öylesine bir haz veriyor ki; anlatırken bile gözlerinin içi gülüyor. Bu böceklerin müthiş geometri bildiklerini, aşırı dengeli ve dikkatli bir mühendis gibi çalıştıklarını; özelliklede katılık - sıvılık oranlarını bir kimyager gibi kontrol ettiklerini; ballandıra, ballandıra anlatıyor.


Yüce Allah'ın her canlıya özel bilgi iletişim detaylarını kodladığını, tüm çevremizin bu programların ortaya koyduğu verileri sergilediğini tanımlıyor.


Buharalı; Turhal, Finike, Antalya'da kendi işyeri ve laboratuar çalışmalarından başka, yurt dışında elektronik-elektrofizik alanlarında; ITT, Halliburton Oil Comp, Unibeld, INAS, Methanol ve Amonium Fab. gibi değişik yerlerde ve değişik alanlarda, deney amaçlı olarak çalışıyor. Pahalı deneylerini kendi şahsi imkanlarıyla yapamayacağını anlayan Buharalı, hem hayatını kazanıyor hem de deneylerini yapma imkanını böylece buluyor. Bu çalışmalarına gerçek bir destek sağlayan Jhon V. Krivak isimli ABD'li genel müdürüne borçlu olduğunu anlatıyor.


1977'de Turhal'da arkadaşlarına, OZON tabakasının önce güney kutup bölgesinden yırtılacağını açıkladığında; arkadaşlarının garip ifadeli bakışlarını sezinleyince tekrar yurt dışına çıkan Buharalı, 36'dan fazla ülkede araştırmalar ve çalışmalar yapıyor.


Tevrat'ı, İncil ve Kuran’ın şu ana kadar asla farkına bile varılamamış ayrıntılarını deşifre etmeyi başaran Burkay'ın en büyük amaçlarından biriside; Sevgili Musa Peygamberin o müthiş bilimsellikler içeren sandığının yapımı olduğunu kendisinden dinliyoruz. Buharalı'nın her nasılsa gözünden kaçmamış bir takım verileri belirtmek istiyoruz;


* Nuh Peygamber’in babasının adı ‘LAMEK’ tersinden okununca KEMAL oluyor.


* Nuh tufanı ayın 17'sinde oluyor,


* Sular çekilip gemi karaya ayın 17'sinde oturuyor,


* Nuh Peygamber ikinci ayın 17'sinde karaya ayak basıyor,


* Yakup Peygamber’in oğlu Yusuf Mısır'da 17'sene yaşıyor,


* Bu kitabın yazarı Buharalı Mayıs-17'de doğuyor.


* Bu kitabın bilimsel içeriği TAURUS ayı yani, Mayıs ayı ile çok yakından ilintilidir.


Buharalı, en nefret ettiği şeyin okumamak olduğunu, okunan her verinin yaşanarak okunması gerektiğini, okumamanın bir insanlık suçu olduğunu ısrarla vurguluyor.


Bilimsel tüm yapıtlarını " EVRENDE ZAMAN VE HAYAT " adlı seri kitaplarda toparlayan Buharalı'nın yayınlanacak olan eserleri şunlardır.


* Titreyen ve Işıldayan ATOMLAR,


* Kur'an + Tevrat ve Matematik,


* Kur'an + Tevrat ve Boşluk Şakulü,


* Ta-Ha ve TUVA.


* Dünya Atlantis’in Akıbetine Gidiyor,


* Akıl ve Nefs,


* Allaha şirk koşan dinciler,


* Black and White Holes, Kara ve beyaz delikler,


* Fiziğin Felsefi Enginliği,


* FİZİK-HİKMET KUTSALDIR,


* Evrenin boşluk şakulü,


* KADER nedir, AKIL nedir,


* YARATILIŞIN PROGRAMLARI,


* Müslümanlar gibi Müslüman olmak mı? Sakin Haaa!


* YARATILIŞIN PROGRAMLARI,


* ÂDEM ve TORUNLARI


* TARIK suresi ve gecenin bel kemiği,


* Kehf-Rakim ekibi ve köpekleri kimlerdi?


Gibi eserlerini sırasıyla diziler halinde, ücret almadan yayınlayacaktır.


Kendisi isminin belirtilmesini istemediği için Buharalı TÜRK ismiyle tanıtacağız.