Aziz Kemal Burkay...

ÖNSÖZ


AKIL, İNSAN, BİLİM
QUR’AN, İNCİL ve TEVRAT
EMEVİ-ABBASÎ İMALATI RİVAYETMATİK MASALLARLA
GENETİĞİ TAHRİP EDİLMİŞ DİN…

Yüksek sesle derim mi; insanlar, devletler, hükûmetler, milletler, yaşayan ve yaşayacak olan her fert kayıtsız-şartsız bilmelidir; Bilimin, teknolojinin ve üretimin akılcı metotlarla kölesi olunduğu zaman insan onur ve vakarına yaraşır şekilde yaşamaya hak kazanılır… Aksi halde başkaları tarafından yönetilir, yönlendirilir, kullanılır ve hatta eritilerek yok edilirler…


Tarihler bunun sayısız örnek ve kanıtlarıyla doludur… Ödevim gerçeklerin gerçeğini üç boyutlu açıklamaktır. Dileyen okur, öğrenir, öğrendiğini yaşar ve yaşatırsa ancak O muhteşem hedefe yönelir… aksi halde!!!...


Bu kitapları yazanın kim olduğu hiç önemli değildir. Önemli olan; tespitleri, fikirleri, içeriğindeki bilgeliğin değerlerini anlamak ve bu doğrultuda yaşamak ve yaşatmaktır erdem olan. Bu Kitapların saf bilimsel içerikleri rivayetmatik hadisler veya masallar veya birlerinin arzularıyla kaşarlanmış pembe masallara dayanmaz. Dayanağı sadece Akıl, Qur’an, İncil, Tevrat ve Bilimdir. Hiç bir ücret almadan, insanlığa hizmet etmek için yazılmıştır.


Nasıl ki iyi havlamakla iyi bir köpek olunamaz ise, insan da güzel ve etkili bir biçimde konuşmakla, yakasına filan-fulen akademik etiketler takarak, sırtında karanlık cüppelerle, kafasında sarıklarla bilge de olamaz…


Boşluklar içinde olan insanların zaaflarından yararlanmayı iyi bilen karanlık cüppeliler, bir takım âlimi ulema etiketleriyle asırlardır insanları karanlıklarda tutmayı başarmışlardır.


Boşluklar içindeki insanlar bu yaratıklara soramamış ’hangi denklemin altında imzan var, hangi projeyi hayata geçirdin, hangi ilacı icat ettin, hangi başarınla insanlığa ne verebildin, Yüce ALLAHIN böyle bir ofisimi var ki sen dostuyum diyorsun, belgeni göster, hastalandığın zaman neden cehenneme bilet verdiğin gavurlarin icadı olan ilaçlara sarılırsın…’ diyememiş, sorgulamamış…


Çünkü beyinleri uyuşturarak boşlukları doldurmayı bilen karanlık cüppeliler, EPİFİZ bezini körelterek esir etmeyi başaranlar işlerini iyi yapmışlar, günümüzde de yapmaktalar…


Bu nedenlerle gördüm ki; Fiziki ölümden sonra artık ölümün olmadığı/olamayacağı sonsuz yaşamın, hayatın İNANCINI, SAYGISINI VE KORKUSUNU AKILCI VE BİLİMSEL metotlarla kendine önder yapan akıllı azınlıkların İNSAN İNSANI olduğunu, arkasına alanların da sadece nefes alan cesetler olduğunu gördüm…


Çok iyi biliyorum, ancak yine de yazıyorum, yazmak zorundayım; Asırlardır Müslümanları uyutan, ithal edilmiş, Yüce ALLAH’IN QUR’AN’I ile herhangi bir ilgisi-alakası olmayan, insan icadı uydurma masallarla adına da ‘DİN’ dedikleri zehirle beyinleri yıkayan, epifiz bezini körelten LOBİLER, yabancıların hizmetkârlığını severek ve içtenlikle yapan içerideki yerli LOBİLER de bu kitaplardaki kanıtlardan rahatsız olacak ve hoşlanmayacaklar…


Umarım, onlar da bu mütevazı kitaplarımızdan nimetlenir doğru olanı idrak edip gerçeğe yönelirler…


İhtirasla, azimle yoğrulmuş olan tek amacımız vardır; genetiği bozulmuş, gırtlağına kadar bataklığa gömülmüş bu muhteşem dini ayağa kaldırmak, yanlış anlaşılmaları düzeltmek, hizmet edebildiğimiz kadar insanlığa faydalı olmak, asırlardır uyuyan ve uyutulan Müslümanları, Türkleri ve insanlığı uyanabilirlerse uyandırmaktır…


QUR’AN Müslümanların değil, Türklerin de değil, O’na sahip çıkan ve O’nu yaşayan ve yaşatan her AKIL sahibine, Âlemlere rahmet olarak vahiy edilmiş Yüce ALLAH’IN kelimeleridir... Çünkü ALLAH herkesin, her şeyin ALLAHIDIR…


Yaşayanların yani, dirilerin İNSAN İNSANI olmaları için gönderilmiş QUR’AN, İncil ve Tevrat gazel nağmeleriyle okumak ve anlamını dahi bilmeden ezberlemek, mezarlıklarda okumak için değil; Anlamak için, anladığını yaşamak ve yaşatmak için okunursa her şey yoluna girecektir…


Aksi halde; EĞER DİLERSE SİZİ YOK EDER VE YERİNİZE YENİ BİR HALK GETİRİR. (aklınızı başınıza alın!) Qur’an, Fatır 16… Bu ayetin ses tonu beni kemiklerimin içine kadar işleyen korkulara, dehşetlere düşürür…


...


Yaratan, hayat veren HAY olan Yüce ALLAH; hayat verdiği ile dalga geçmez… Kendisiyle dalga geçilmesine de müsaade etmez!…


Dikkatli, çok dikkatli olmak gerekir, hayat çok kısa!... Boşa harcanacak zaman YOK!...


Okumak, öğrenmek, öğretmek, kazanmak, kazandığını paylaşmak, üretmek, ZENGİN ve ÜRETEN TOPLUMU TESİS ETMEK, destekleşmek, bilgece erdemin yollarına koyulmak… Ancak bu metotla Hz. Muhammed’e layık olabiliriz… QUR’AN; Toplumun kaderine keyfiyetle etkiyecek seviyede ferdi zenginliği kesinlikle men eder…


Öğretim, öğrenim, bilim, teknoloji ve üretimi öğretmesi gereken Akademilerdeki kalitenin günümüzde ki kanıtı ve Din diye beyin yıkayan safsataları çığıran karanlık cüppelilerin de kalitesini tartışmaya bile gerek yokken; kimseye sataşmıyor, kimseyi de aşağılamıyorum çünkü kanıtları ortalıktadır!...


Deve bilgelikle cevap vermiş ‘nerem doğru ki’ !...


Günümüzde de sayıları azımsamayacak kadar fazla, her nasılsa kendini medeni veya modern olduğunu, batının kirli sularında yıkanmayı bile onur zan eden ancak her fırsatta kendisini ve hiç bir felsefesini tanımadığı halde Mustafa Kemal Atatürk hayranı olduğunu çığıran zavallılar, her nasılsa bir şekilde diploma almış kara cahiller ki; elinde lambası YOK önünü göremiyor ancak aydınlığı oynayan şarlatan aktörler, yani monşerlerdir… Bunlar yabancılardan satın alarak bilim yaptıklarını zan eden zavallılardır.


Bu cinsin mensupları sadece lakırdı üreten ve beyni hiç bir şey üretemeyen şarlatanlar; gerçekten bilim yapacak olan bilim adamına da kendi konumunu kaybedeceği, kendisinin gölgede kalacağı korkusuyla engel olurlar...


Ve her nasılsa derme çatma Arapça öğrenmiş, kafasına sarık geçirip devlet memuru maaşını ALLAH’DAN korkmadan ve hiç bir şekilde hak etmeden alıp yiyebilen ve para kazanmak için yanlış yamalak QUR’AN, İncil ve Tevrat meal-tefsiriyle beyin yıkayanlar!…


Kısaca, dini, dinleri kendi kısır düşünceleri doğrultusunda kullanarak insanları birbirine düşman edenler…


İşte!... Dehşetengiz sorunların temelindeki virüs buradadır. Bu en tehlikeli virüs binlerce milletleri, kabileleri tarihin enginliklerine gömmüştür…


Bu virüs sadece insanın yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, bilimin de tökezlemesine neden oluyor. Bilim tökezledikçe de, yeni gelen genç nesillerin düşünme, üretme ve yaşam kalitesi de düşüyor ve bu döngü böylece karanlık sona doğru sürükleniyor…


İşportaya düşürülmüş, bilimle, QUR’AN’LA herhangi bir ilgisi bulunmayan uydurulmuş rivayetmatik din; insan icadı bu dinin/dinlerin çığırtkanlarıdır ki; bu uydurulmuş din süngeri ile hemen her cahilin beynini istedikleri tarzda siler süpürür, yıkar ve yönlendirebilir ve hatta intihara bile götürebilir ve hatta kendi öz evladını kurban etme şeklinde AKIL hastası da yapabilirler... Her gün bunun açık kanıtları etrafımızda görünmektedir.


Ne acıdır ki; önde koşması gereken Müslümanlar sadece mantar gibi sabitçe durmakta, birilerinin kendilerini gütmesini beklemektedirler. Gerçekleri ve geleceği üç boyutta görebilen her bilim adamına derin ıstıraplar veren bu kısır döngü böyle devam etmemelidir…


Allah’ın Kulu ve Resulü Hz. Muhammed ‘Bugünü dünüyle müsavi olan ziyandadır’ demiştir…


Mustafa Kemalin ilke ve hedeflerini hiç bir şekilde tanımadan ‘Ben Atatürkçüyüm’ diye çığıran kara cahillerin en az %90’ı ne kadar maskara, sahte ve zararlıysa; ‘ben Müslümanım’ diyenlerin de en az %90’ı Emevi Abbasî rivayetmatik dinciliğinin mensubu ve Qur’an’ın gerçeğinden fersah-fersah uzak olan çığırtkan şarlatanlar da aynı ölçülerde zararlılardır.


Bu muhteşem dinin önündeki en büyük engel bilim dışı din çığırtkanlığı yapanlar, Yüce ALLAH ile insan arasına girip aracılığı oynayanlardır. İşin en acı tarafı; yakalarına akademik unvan takmış aktörlerde bu çirkinliklerin ortağıdırlar.


QUR’AN’NIN bilimsel, felsefi (teshir, tefekkür) gerçeğini anlamaya ve anlatmaya temel bilgileri yok(!) biri diğerini kâfirlikle suçlayıp ret etmekte ve birbirlerini ağızlarından salyalar akarak ısırmaktadırlar…


Yüce ALLAHIN Resulü ve Kulu Hz. Muhammed “En çirkin, hesabı en verilemeyecek, en haram olan kazanç, din adına ve din kullanılarak elde edilenidir…” demiştir…


Qur’an; papağan gibi ezberleyip, gazel nağmeleriyle para kazanmak için okunulan değil, ANLAMAK İÇİN OKUMAK, OKUDUĞUNU ANLAMAK, ANLADIĞINI YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN GÖNDERİLMİŞ YÜCE ALLAH’IN KELİMELERİ, ÖĞRETİLERİ VE KURALLARIDIR...


[Andolsun ki Biz yarattık insanı yaratılışı en güzele ulaşabilecek programla. Sonra iade ettik onu sefillerin en sefiline (aşağıların da aşağısına). Ancak hariçtir ki Allah'a ulaşmayı dileyenler ve faydalı çalışmalar yapanlar. İşte onlar için kesintisiz mükâfat vardır. Öyleyse bundan sonra sana dîni yalanlatan nedir? Allah, hâkimlerin en güzel hüküm vereni değil mi? Tin 4-8]


Aklını kullanan, vicdan sahibi, idrak edebilen her insan bunun kanıtlarını bu mütevazi kitaplarımızda açıkça bulacaklardır.


Kararı; ayağa kalkıp doğru hedefe, insan onur ve vakarına yakışır şekilde, birlikte, sevgi coşkularıyla, saygılar içinde bilimin ve üretimin yollarına AKILLA yönelmenin önemini de her ferdin kendi hür iradesine, vicdan ve anlayışına bırakıyorum…


Qur’an’da şiddetle önerilen en önemli emir-dua; ‘Rabbim Artır İlmimi Ziyadesiyle’…


Tevrat’ta Yüce ALLAH’I tanımlayan ayet; ‘Allah BİLGİ ALLAHIDIR’…


İnsanlık tarihine imza atmış insan insanı Atatürk de; ‘Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir’ der…


Dilerim O Âlemlerin Rabbinden ki Müslümanlar şu elim zillete düşmesinler: ‘Ve Resûl dedi, (izin günü, yani kıyamet gününde, mahkeme-i Kübra’da şikâyet ederek) “EY RABBİM! MUHAKKAK Kİ BENİM KAVMİM, BU QUR’AN’I TERK ETTİ (veya) QUR’AN’DAN FARKLI YOLLAR EDİNDİLER”. Furkan 28-30]


Ayetin kısaca açıklaması; ‘ Qur’an’dan ayrıldılar, Qur’an’ı terk ederek birilerinin uydurduğu safsataların, rivayetlerin peşinden gittiler, gerçekleri terk ettiler, cemaatlerle, tarikat ve mezheplerle ayrılıklara, düşmanlıklara düştüler, benim söylemediğim şeyleri benim adımı kullanarak bana mal ettiler, bilim üretmediler, diğerlerinden satın aldılar ve başkalaşım sevdasına kapılarak kendilerini esir ettiler, onurlarını, vakarlarını, hatta şahsiyetlerini eriterek yok ettiler ’...


Yüce ALLAHIMIZ bizlere/insanlığa QUR’AN’DA tanımladığı tarzda İNSAN İNSANI olmamızı, vakur, bilge, AKLINI kullanan onurlu insan olmamızı, sevmemizi, karşılık beklemeden destekleşmemizi, mutlu olmamızı, Kendisinden başka kimseye boyun eğmemeyi ve hak ederek, idrak ederek Kendisini bilerek bilmemizi, idrak ederek tanımamızı istemektedir… Sadece Kendisine ancak, idrak ederek, bilgiyle bilerek yönelmemizi murad etmektedir…


İstediği çok şey mi sizce?...


Yüce ALLAH kimden vergi istedi, kimden kendisi için bir şey istedi? Neye ihtiyacı olabilir ki? Bütün kâinatların, mülkün sahibi O değil mi?


Çoğunluk insanların Qur’an’ı anlamak için okumadıklarını bilen, yanlış yamalak meal veya tefsir edilmiş işportada dolaşan kitapların oluşturduğu bilgi kirliliğinden istifade edip, bundan da çıkar sağlamak için canhıraş çalışan iblisin hizmetkârları, tuzaklar kuran kâhinler, şeyhler, dervişler, şarlatanlar, karanlık cüppeliler; kendisi okumadığı için boşluklar içinde çaresizce bocalayan insanların yalnız şahsiyetlerini, malını, hayatlarını değil, ölümün olmadığı sonsuz yaşamdaki hayatlarını da heba etmekteler…


Bu mütevazı kitaplarımızda her ferdin bizzat kendisinin okuyarak QUR’AN’IN nasıl anlaşılacağının anahtarlarını bulacaklardır.


Umarım bu mütevazı hizmetimizle yardımcı oluruz… Karşılığında da insanoğlundan hiç bir beklentimiz olamaz…


Bu kısacık önsöz sayfasını içeriği doğrultusunda anlayanların önünde kemali hürmetle eğilirim.


Anlamayanlara da; bu kitaplarımızı ikişer kez okumalarını önerir, Rabbimden Hidayet dilerim… Çünkü her kesimden insanın anlayabilmesi için düzenlendi, her bir sayfaya kütüphaneler sığdırıldı ve 47 ülkede 60 sene harcandı…


Ne mutlu Temiz Büyük Akılla anlayabilen, görebilen, duyabilenlere…


Ne mutlu Temiz Büyük Akılla idrak edip ‘ben Yaratanımı bilerek biliyorum’ diyebilenlere…


Ne mutlu Temiz Büyük Akılla ‘iblisin tuzaklarına düşmeyeceğim’ diyebilenlere…


Ne mutlu Büyük Temiz Akılla ‘Rabbim bana benden daha yakındır’ diyebilenlere…


En samimi saygı, sevgi ve dualarımla efendim…


Buharalı bir Türk



Kısa bir not; 1990 da Türkiye’de yayınlanan ‘Şeytanların akılsızlığı, şeytani ayetlere cevap” kitabımdan sonra türeyen çok sayıda şahıs(lar) kitabımdan çalıntılar yaparak TV’lerde ne amaçla bilinmez ancak, saçma sapan, bilimsel ve mantıklı dayanağı da olmadan bulgularımı, tespitlerimi tahribatlarla kopyalamaktadırlar… Umarım bundan böyle bu tür çirkin yanlışlıkları yapmazlar…


Bana “ bu kitapları bastır, çok zengin olursun” diyen çok kişiler de oldu… Derim ki “Yüce ALLAHIN ayetleri parayla satılamaz, şayet bunu yaparsam hesabını nasıl veririm, öldükten sonra geçeceğim başka boyutlu yeni hayatımda para geçerli değildir ki, en büyük zenginliğin faydalı olan bilgi olduğunu idrak ederek bilmekteyken nasıl olurda saman yeli olan geçici dünya menfaatini ön planda tutarım? ” …